ILO: KADINLARIN %63’Ü DOĞUM SONRASI DÖNEMDE GELİR GÜVENCESİNDEN MAHRUM KALIYOR

ILO: KADINLARIN %63’Ü DOĞUM SONRASI DÖNEMDE GELİR GÜVENCESİNDEN MAHRUM KALIYOR

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Mart 2026 tarihinde yayılmadığı Cinsiyet Eşitliği için Sosyal Sağlık Koruması başlıklı gündem özetinde kadınların özellikle doğum ve hastalık dönemlerinde ciddi bir gelir güvencesi boşluğuyla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. Küresel ölçekte kadınların %63,6’sı doğum sonrası dönemde herhangi bir nakit gelir desteği alamıyor. Bu durum gebelik ve doğum gibi hem sağlık açısından hem de gelir bakımından risklerin arttığı bir dönemde milyonlarca kadını ekonomik kırılganlıkla karşı karşıya bırakıyor.

ÖNEMLİ BULGULAR

 Her 5 Kişiden 1’i Sosyal Koruma Dışında

Dünya genelinde her 5 kişiden 1’i sosyal sağlık korumasının yasal olarak tanınmadığı ülkelerde yaşıyor. Gelir düzeyinin düşük olduğu ülkelerde ise her 5 kişiden 4’ü fiilen sosyal korumadan mahrum kalıyor.

Kadınlar Daha Fazla Harcama Yapıyor

Birçok ülkede kadınların yapmak zorunda kaldığı sağlık harcamaları erkeklerin harcamalarından daha yüksek, aradaki bu fark özellikle üreme sağlığı söz konusu olduğunda ve annelik döneminde belirginleşiyor.

Doğum Hâlâ Ciddi Bir Ekonomik Yük

 Uluslararası standartlar annelikte finansal koruma sağlanmasını öngörse de birçok ülkede doğum süreci aile bütçesi üzerinde ciddi bir yük oluşturmaya devam ediyor.

Zayıf Gelir Güvencesi

Hastalık ve annelik döneminde verilen nakit destekler küresel düzeyde kapsamı en dar olan alanlar arasında ve çoğu sistem işverenin sorumluluğunu temel alıyor.

Entegre Politikalar Şart

Emeklilik, sağlık, istihdam ve bakım politikalarının eşgüdümlü olmasının sağlanması, kadınların sağlıklı ve insan onuruna yaraşır şekilde yaşlanabilmelerini güvence altına almak bakımından kritik önem taşıyor.

Yasal Haklar Var, Fiili Koruma Sınırlı

Özette sosyal sağlık korumasının yalnızca sağlık hizmetine erişimi değil, hastalık ve annelik döneminde gelir güvencesini de kapsadığı vurgulanıyor. Dünya nüfusunun %83,7’si yasal olarak sağlık hizmetleri alma hakkına sahip görünse de etkin kapsama daha düşük seviyelerde. Kadınlar, kayıt dışı ve güvencesiz istihdamdan daha çok muzdarip olduğundan katkı temelli sistemlerde güvenceden daha fazla yoksun kalıyor. İşveren sorumluluğuna dayalı hastalık ve annelik yardımları ise hem kapsam hem sürdürülebilirlik açısından güçlü değil.

Sağlıkta Finansal Yük Kadınların Üzerinde

ILO’ya göre birçok ülkede kadınların kişisel sağlık harcamaları erkeklere kıyasla çok daha yüksek. Özellikle üreme sağlığı, gebelik ve doğum konusunda alınan sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda, gelir kaybı ve özel sağlık giderleri birleşince daha olumsuz bir etki yaratabiliyor. Uluslararası sosyal güvenlik standartlarının annelik kapsamına giren sağlık hizmetlerinden katkı payı alınmaması gerektiğini açıkça belirtmesine rağmen bu öneri her ülkede eşit olarak uygulanmıyor.

Entegre ve Cinsiyete Duyarlı Reform Çağrısı

Gündem özetinde sosyal sağlık koruma sistemlerinin cinsiyete duyarlı olacak şekilde yeniden tasarlanması gerektiğine vurgu yapılıyor. Bu kapsamda:

Üreme sağlığı ve anne-çocuk sağlığı hizmetlerinin kapsamlı ve ücretsiz olarak sunulması,

 Hastalık ve annelik dönemlerinde yeterli düzeyde gelir güvencesi sağlanması,

Sağlık, istihdam, emeklilik ve bakım politikalarının entegrasyonunun sağlanması,

Kadınların yoğun olarak yer aldığı güvencesiz istihdam biçimlerinin de kapsama alınması gerektiği belirtiliyor.

Kaynak: Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler Bülteni ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, ILO (2026). Social health protection for gender equality. Social Protection Spotlight Brief, March 2026. Geneva: International Labour Organization.



Sayaç: 3