TÜRKİYE GIDA VE ŞEKER SANAYİ İŞÇİLERİ SENDİKASI’NIN(ŞEKER-İŞ) YENİ YIL MESAJI VE 2026 YILI BEKLENTİLERİNİ İÇEREN AÇIKLAMASIDIR


TÜRKİYE GIDA VE ŞEKER SANAYİ İŞÇİLERİ SENDİKASI’NIN(ŞEKER-İŞ) YENİ YIL MESAJI VE 2026 YILI BEKLENTİLERİNİ İÇEREN AÇIKLAMASIDIR

Gıda sektöründe örgütlü bir sendika olarak 2025 yılını geride bırakırken, sadece çalışma hayatını değil; ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürel durumu, bölgemizde yaşanan gelişmeleri ve Türkiye’nin taşıdığı stratejik sorumluluğu birlikte değerlendirmek zorundayız.

2025 yılı, dünyada ve bölgemizde açlığın, savaşların ve derin belirsizliklerin arttığı bir yıl olmuştur. Yakın coğrafyamızda süren çatışmalar, gıdaya erişimin bir silah haline geldiğini açıkça göstermiştir. Milyonlarca insan açlıkla karşı karşıyayken, gıda üretimi artık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, hayati ve stratejik bir meseledir.

Bu noktada Türkiye, jeopolitik konumu, üretim kapasitesi ve insan gücüyle kritik bir ülkedir.
Ancak şunu açıkça ifade ediyoruz:

Gıda güvenliği, gıda işçisi güvencesizken sağlanamaz.

2025; artan hayat pahalılığı, düşen alım gücü, ağır vergi yükü ve adaletsiz gelir dağılımı nedeniyle çalışanlar açısından zor bir yıl olmuştur. Ücretler daha çalışanın eline geçmeden erimiş, dolaylı vergiler emeğin sırtındaki yükü daha da ağırlaştırmıştır.

Buradan net söylüyoruz:

Vergide adalet olmadan sosyal adalet olmaz.

Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir düzen sürdürülemez. Emekçinin maaşı kaynağında erirken, bu tabloya sessiz kalmamız beklenemez.

Üretim zinciri kopmamışsa, raflar boş kalmamışsa; savaşların, krizlerin gölgesinde bile bu ülke gıdasını üretebiliyorsa, bunun nedeni gıda işçisinin alın teridir.
Ama fedakârlık tek taraflı olamaz.

2026 Yılına Girerken Yol Haritamız Nettir:

  • İnsana yakışır ücret, artan enflasyon karşısında korunmalıdır.
  • Vergide adalet sağlanmalı, ücretliler üzerindeki dolaylı vergi yükü azaltılmalıdır.
  • Güvenceli istihdam temel kural olmalıdır.
  • İş sağlığı ve güvenliği tavizsiz uygulanmalıdır.
  • Sendikal haklar, ekonomik kriz bahanesiyle budanmamalıdır.
  • Gıda sektöründe çalışan her emekçi, bu ülkenin stratejik gücünün parçası olarak görülmelidir.

Şunu güçlü biçimde vurguluyoruz:

Ekmek kutsaldır; onu üreten emekçi daha kutsaldır. Açlığın konuşulduğu bir dünyada gıda emekçisi değersizleştirilemez. Adaletsizlik kalıcı olursa, üretim de güvenlik de tehlikeye girer. Hak verilmez; örgütlü emekle alınır.

Biz, geçmişin emeğine sahip çıkan; geleceğin çalışma hayatını bugünden kurmak isteyen bir anlayışın temsilcisiyiz. Türkiye’nin taşıdığı stratejik sorumluluğun farkındayız. Ama bu sorumluluğun bedelini yalnızca emekçilerin ödemesine razı değiliz.

2026 yılı için de çağrımız açıktır ve değişmemiştir:

Adil ücret, vergide adalet, güvenceli iş, güçlü sosyal diyalog.

Çünkü gıda sektörü sadece bir sektör değildir.

Bu sektör, ülkenin vicdanıdır.

Yeni yılın; emekçilerin haklarının korunduğu, adaletin daha da güçlendiği, barış ve umut dolu bir yıl olmasını diliyoruz.

                                                                                                                                                                         Saygılarımla,
                                                                                                                                                                         İsa GÖK
                                                                                                                                                                                    Genel Başkan                  



Sayaç: 128