Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. nin Özelleştirilmesine Karşı Mücadelemiz

               ŞEKER-İŞ SENDİKASI ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI HUKUK MÜCADELESİ 
 
             İlk kez 22 Haziran 2000 tarihinde IMF’ ye verilen niyet mektubu ile özelleştirme gündemine alınan Türkşeker, 2000 yılı Ağustos sonu itibariyle Özelleştirme İdaresine devredilecek işletmeler portföyüne bazı fabrikalarının dâhil edilmesinin ardından Özelleştirme Yüksek Kurulu(ÖYK)’nun 20 Aralık 2000 tarih, 2000/92 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu süreç, ÖYK’nın  27.06.2003 tarihinde özelleştirme yol haritasının belirlenmesi ile de devam etmiştir.
            Cumhuriyet tarihinin, ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimi bakımından en önemli kazanımlarından biri olan şeker fabrikalarını özelleştirme ısrarı, 2001 yılından bu yana sürmektedir.  Bu noktada başlayan mücadelemiz, sektörümüzü olumsuz yönde etkileyecek her türlü durum ve şartta üzerine düşen sorumluluk anlayışı içerisinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızla günümüze kadar büyük bir kararlılıkla süre gelmiştir.
      ÖYK’nın 27.06.2003 tarihinde aldığı kararla özelleştirme yol haritası belirlenmiştir. Türkşeker’in bağlı ortaklık ve iştiraklerindeki hisselerinin özelleştirme programına alınmasına ve özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2003 tarihine kadar tamamlanmasına karar verilmiştir. ÖYK kararında, 31 Ekim 2003 tarihine kadar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ile Türkşeker tarafından yapılacak çalışmalar neticesinde, Türkşeker’e ait fabrikalardan portföy grupları oluşturulması öngörülmüştür.
        Ayrıca bu portföy gruplarının özelleştirme programına alınmasına ilişkin takvimin belirlenmesi, özelleştirme programına alınan portföylerin satış yöntemiyle özelleştirilmesi, 2004 yılı Mayıs ayından itibaren ihale ilanına çıkılması ve ihalelerin 31 Aralık 2004 tarihine kadar tamamlanması, Türkşeker’in faaliyeti ve kullanımı ile doğrudan doğruya ilgisi olmayan işletme dışı atıl durumdaki varlıkları ve şeker üretimiyle ilgisi olmayan birimlerinin Türkşeker tarafından satılarak sonuçlandırılması karara bağlanmıştır. Bilahare yapılan çalışmalarda 7 adet 3’lü, 1 adet 4’lü portföy oluşturulması benimsenmiş, ancak çalışmalar 2004 yılı Ocak ayına uzatılmıştır.
               2004 yılı özelleştirme programı ise, 11 Şubat 2004 tarihinde açıklanmıştır.Sonrasında Amasya, Kayseri ve Kütahya şeker fabrikaları hisselerinin satışı için ihaleye çıkılmıştır.
Amasya Şeker Fabrikası A.Ş.’de bulunan % 15 oranlarındaki İdare hissesinin özelleştirme ihalesinde en yüksek teklifi 1.250.000 ABD doları ile Sınırlı Sorumlu Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi vermiş, nihai pazarlık görüşmeleri 20.05.2004 tarihinde tamamlanarak sözleşme imzalanmıştır.
Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.’de bulunan % 10 oranlarındaki İdare hissesinin özelleştirme ihalesi, yeterli teklif verilmemesi üzerine İhale Komisyonu Kararı ile iptal edilmiştir.
Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.'de bulunan %56 oranındaki İdare hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 09.08.2004 tarihinde yapılan nihai pazarlık görüşmeleri tamamlanmış, en yüksek teklifi 23.820.000 ABD doları ile Torunlar Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. vermiş ve ihaleyi kazanmıştır. Sendikamızın özelleştirme işlemine karşı açtığı davadan da olumlu sonuç alınamamış ve devir gerçekleşmiştir.
        Bir yandan özelleştirmeyle olan mücadelesine yoğun bir şekilde devam eden Sendikamız Şeker-İş 2004 yılı Aralık ayının sonlarına doğru alınan Bakanlar Kurulu kararıyla, Şeker Kurumu’nun kapatılması üzerine yeni bir mücadele sürecinin içine daha girmiştir. 27.12.2004 tarihinde Şeker Kurumu’na yönelik alınan kapatma kararı üzerine derhal harekete geçen Sendikamız Şeker-İş, yasa ile kurulmuş idari bir otorite olan Şeker Kurumu’nun kapatılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptali ve yürütmenin durdurulması, bu karara dayanak teşkil eden 4634 sayılı Şeker Kanunu’nun geçici 8. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali amacıyla 2 Şubat 2005 tarihinde Danıştay’da dava açmıştır. Söz konusu dava lehimize sonuçlanmıştır. Ayrıca görülen dava ve yapılan incelemeler sonucunda Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen 2005/5903 esas sayılı kararı ile “Dava konusu işlemlerin dayanağı bulunan 4634 sayılı Şeker Kanunu’nun geçici 8. maddesinin iptali için ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURULMASINA” ve “Anayasa Mahkemesi kararının gönderilmesinden sonra istem hakkında yeniden bir karar verilmesine kadar 2004/8330 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın Eki Karar’ın 1. maddesi ile 22.12.2004 tarih ve 1824 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı işleminin “yürütülmesinin durdurulmasına” karar verilmiştir.
         Bu karar üzerine Anayasa Mahkemesi önünde giden uyuşmazlıkta, Mahkeme, 20 Kasım 2008 tarih ve 27060 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2 Mayıs 2008 tarih, 2005/68 esas ve 2008/102 karar sayılı kararı ile ilgili yasa maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu hükmedilerek başvuru kabul edilmiştir. Bu kararın ardından Danıştay 13. Dairesi; 14 Ocak 2009 tarihli kararıyla, “Şeker Kurumu’nun görev süresini 31 Aralık 2004 tarihi itibariyle sona erdiren Bakanlar Kurulu kararı ve idare kararlarını” hukuka aykırı bularak iptal etti.
       21.01.2005 tarih ve 2005/17 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme yol haritası revize edilmiş, Türkşeker’in özelleştirmeye hazırlık süresinin 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmasına, Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.’deki kamu hisselerinin 31.12.2005 tarihine kadar satış suretiyle özelleştirilmesine, Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş.’de bulunan kamu hisselerinin özelleştirme programına alınmasına ve 12 ay içerisinde satış yöntemiyle özelleştirilmesine karar verilmiştir.
        Nitekim Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş.’de bulunan %94,09 oranındaki İdare hissesi blok olarak satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 24 Mayıs 2005 tarihinden itibaren ihaleye çıkılmıştır. 02.08.2005 tarihinde yapılan nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi 45 milyon 750 bin ABD Doları ile S.S. Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi vermiş, fabrikanın devri 15 Kasım 2005 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
          Diğer yandan 13.06.2005 tarih ve 2005/69 sayılı ÖYK kararıyla Ankara Şeker Fabrikası’na ait arazinin bir kısmı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiştir. 28.10.2005 tarihinde sendikamız Şeker-İş’in bu kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay 13. Dairesinde açtığı dava lehimize sonuçlanmıştır. Ancak Danıştay 13. Dairesinde esastan görüşülmesine devam edilen Ankara Şeker Fabrikası arazisine ilişkin davamızın 29.05.2007 tarihinde 13. Daire tarafından reddedilmesi üzerine Sendikamızca yeniden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na (DİDDK) başvurularak itiraz edilmiş, 3.10.2007 tarihinde ise Sendikamız bu sefer de ÖİB ve Şeker Kurumu’na dava ile ilgili itirazlarımız sonuçlanana kadar söz konusu arazi ile ilgili işlem tesis edilmemesi konusunda yazılı başvuruda bulunmuştur.
 2005 yılında Ankara Şeker Fabrikası’na ait arazinin bir kısmının Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesine ilişkin dava süreci sürerken şeker fabrikalarına yönelik özelleştirme çalışmalarına da hız kazandırılmıştır. Bu doğrultuda Danışman firma olarak belirlenen ve Oyak Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Rabo İnternational Advisory Services B.V. ve ED&F Man İstanbul Pazarlama Ltd. Sti.’den oluşan üçlü konsorsiyum, 2005 yılının Haziran ayında şeker fabrikalarına ilişkin ortak bir özelleştirme strateji raporu hazırlamıştır. Raporda önerilen strateji, coğrafi gruplar temelinde bir özelleştirme uygulamasına dayandırılmıştır.
Buna göre, özelleştirme İdaresince hazırlanan portföy grupları 5’e ayrılmıştır. Bunlar;
1.               Grup(E): Uşak, Alpulu, Susurluk, Burdur, Afyon, Eskişehir
2.               Grup(D): Ankara, Bor, Ereğli, Ilgın
3.               Grup(C): Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Çarşamba
4.               Grup(B): Elazığ, Malatya, Erzincan, Elbistan
5.               Grup(A): Kars, Erciş, Ağrı, Muş, Erzurum

        Bulundukları bölgelerin coğrafi temellerine göre hazırlanarak ortaya konan bu dağılım Sendikamızın üzerine basa basa vurguladığı gibi; yüksek verimlilik ve kapasiteye, düşük üretim maliyetlerine sahip 5-6 fabrikanın dışında kalan 20 fabrikanın geleceği konusunda belirsizliklerin olduğu, hatta bu fabrikaların kapanma riskiyle karşı karşıya kalacağı endişesinin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur. Portföy dağılımına ilişkin coğrafi kümelenmenin yanı sıra kapasite, ölçek, verimlilik, maliyet gibi unsurların da ön plana çıktığı bu dağılım ile son gruplandırmalar içerisinde yer alan fabrikaların kapanma tehlikesi yaşayacağı geçmişten bugüne Sendikamız tarafından defalarca kez dile getirilmiştir.
     Ayrıca 2005 yılının Haziran ayında şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı aktif mücadelesine devam eden Sendikamız tarafından Genel Merkezimizce hazırlanan Pancar Tarımı, Pancar Şekeri Sanayi ve Özelleştirme” başlıklı raporumuz başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlıklar ve tüm Milletvekilleri olmak üzere tüm kişi ve kurumlara, medya organlarına, köşe yazarlarına, akla gelebilecek herkese gönderilerek geniş çaplı kamuoyu oluşturulmuştur. Gönderilen raporda pancar tarımının önemi, istihdama, tarım ve hayvancılığa, yan sektörlere, ülke ekonomisine katkıları, çevre ve ekolojik denge açısından önemi, biyoetanol üretimi açısından avantajları, kotalar, maliyetler, şeker sektörünün sorunları… vb. gibi pek çok konuya değinilmiştir. Tüm çevrelerde büyük ilgi uyandırarak basında geniş yer tutan bu raporumuzun dışında Sendikamız Şeker-iş kamuoyunu daha fazla bilinçlendirmek adına gazete ve dergi haberleri, köşe yazıları, söyleşiler, televizyon programları gibi etkin iletişim araçlarını da kullanarak sesimizi daha geniş bir kitleye duyurmayı hedeflemiştir.
       Ancak ne var ki pancar tarımı ve şeker sanayinin geleceği dolayısıyla ülkemizin geleceği açısından olası tüm tehlikeler defalarca gündeme getirilmiş olmasına rağmen Bor, Ereğli ve Ilgın şeker fabrikaları 06.12.2005 tarih ve 26015 sayılı ÖYK kararıyla özelleştirme programına alınmış, 13 Nisan 2006 tarihinde de ihale ilanları yayınlanmıştır.
Türkşeker’e ait en karlı ve verimli fabrikalardan Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının özelleştirme programına alınmasıyla birlikte karlı fabrikaların yerli ve yabancı şeker kartellerine satılacağı, diğerlerinin ise kapanma tehlikesi yaşayacağı yönündeki endişelerimizin artması sebebiyle, Genel Merkezimizce yeniden raporlar hazırlanarak tüm yetkili ve ilgili mercilere ulaştırılmıştır.
        Bu arada Genel Merkezimizce, her türlü olasılık değerlendirilerek bir yandan da kapsamlı eylemler gerçekleştirebilmek için gerekli hazırlıklar yürütülmüştür. Sendikamızca gösterilen olağanüstü çabaya, tüm girişimlerimize ve görüşlerimizin bütün platformlarda kabul edilmesine rağmen yetkililer tarafından herhangi olumlu bir adım atılmadığı gibi Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarımızın satışı için ihaleye çıkarılması sabrımızın taştığı son nokta olmuştur. Bunun üzerine 16.04.2006 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda Sanayimizin geleceğini etkileyecek büyük çaplı kararlar alınmış, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı 5 Mayıs 2006 tarihinde başlatılmak üzere 28 ilde sürekli eylem kararı alınmıştır. Ardından derhal tüm hazırlıklar tamamlanarak alınan eylem kararları uygulamaya konulmuştur.
          Bu arada Hükümet ve ilgili kuruluşların yetkilileri ile Merkez Yönetim Kurulumuz arasında gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde 31 Mayıs olarak belirlenen ihale tarihi önce 30 Haziran’a, ardından 30 Kasım’a olmak üzere iki kez ertelenmiştir.
       Bu arada hukuk mücadelesini de başlatan Şeker-İş, 26.01.2006 tarihinde Danıştay 13. Dairesine başvurarak Bor, Ereğli ve Ilgın şeker fabrikalarının özelleştirme programına alınmasına ilişkin karara karşı iptal ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştır. Dava konusu kararın hukuka aykırı yönleri olarak ise; şeker sektörünün stratejik önemi, kararın şekerde özelleştirme yol haritasına ve kamu yararına aykırı yönü, düşük maliyetle şeker üreten bu üç fabrikanın özelleştirilmesinin sosyal işlevleri bulunan Türkşeker’i sürdürülemez bir üretim noktasına götüreceği, kaçak şekerle mücadele edilememesinin şeker stokları oluşturduğu ve bu durumun şeker fabrikalarını değersizleşmesine neden olduğu gibi unsurlar dava dilekçesinde belirtilmiştir. Ayrıca dava konusu işlemlerin hukuka, ülke ve toplum çıkarlarına aykırı olduğu açık bir şekilde vurgulanmıştır.
      Ne var ki Danıştay 13. Dairesi, 05.05.2006 tarihinde aldığı kararla yürütmenin durdurulması istemini reddetmiştir. Bunun üzerine Sendikamızın 24.05.2006 tarihinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna yaptığı red kararına yönelik itiraz başvurusu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca 06.07.2006 tarihinde kabul edilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Sendikamızın itirazını yerinde bularak "Satışları şeker sektörünün geleceği açısından zararlı olabilir" gerekçesi ile Türk Şeker Fabrikaları A.Ş. bünyesindeki Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikası'nın satışına onay vermemiş ve şeker sektörünün dengeleri nedeniyle en kârlı üç fabrikanın satışının tekrar gözden geçirilmesini isteyerek dava dosyasını Danıştay 13. Dairesi’ne iade etmiştir.
       Bunun ardından davamızın yeniden görüşülmesi sonucunda Danıştay 13. Dairesi tarafından 11.12.2006 tarihi itibariyle ikinci kez red kararı alınması üzerine Sendikamızca 23.01.2007 tarihinde yeniden Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itirazda bulunulmuş,  Kurul ise 05.04.2007 tarihinde aldığı kararla itiraz başvurumuzu kabul etmiştir. Ayrıca alınan kararla Danıştay 13. Dairesinin 11.12.2006 günlü ve 2006/606 sayılı kararının kaldırılmasına, ÖYK kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Türkşeker’e ait Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının özelleştirme programına alınmasına dair ÖYK kararının yürütmesinin durdurulması kararının ardından ortaya çıkan siyasi ve hukuki neticeler doğrultusunda 18 Eylül 2007 tarih ve 2007/54 sayılı ÖYK kararı ile özelleştirmeye yönelik 01.12.2005 tarihli ÖYK kararı iptal edilerek, Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarımız yeniden Türkşeker bünyesine aktarılmıştır.
Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının dava süreçleri devam ederken 08.08.2006 tarih ve 2006/62 sayılı ÖYK kararı ile Malatya Şeker Fabrikaları arazilerinin bir bölümünün Belediye ve bazı kamu kurumlarına bedelsiz olarak devredilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine 06.09.2006 tarihinde Danıştay 13. Dairesine söz konusu ÖYK kararının iptali ve yürütmenin durdurulması amacıyla dava açan Sendikamız itirazı 27.11.2006 tarihinde Danıştay 13. Dairesi tarafından yerinde bulunarak yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar sonrasında yargı kararında belirtilen eksiklikleri giderme yönünde yapılan çalışmalar sonucunda alınan 04.02.2008 tarihli ÖYK kararı ile yeniden, Malatya Şeker Fabrikaları arazilerinin bir bölümünün Belediye ve bazı kamu kurumlarına bedelsiz devrine karar verilmesi üzerine Sendikamız yeniden Danıştay 13. Dairesi nezdinde dava açmış, talebimizin Danıştay 13. Dairesi tarafından reddedilmesi üzerine DİDDK’na başvuruda bulunulmuşsa da sonuç değişmemiştir. 
           08.10.2007 tarihinde, 2007/57 sayılı ÖYK kararı ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. deki kamu hisselerinin tamamı özelleştirme programına alınarak ÖİB’ ye devredilmesinin ardından Sendikamız Şeker-İş, 7 Aralık 2007 tarihinde Danıştay 13. Daire nezdinde dava açarak Türkşeker’in özelleştirme programına alındığı 2007/57 sayılı ÖYK kararına itiraz etmiştir. Davamızda yürütmenin durdurulması isteminin Daire tarafından reddedilmesi üzerine Sendikamız, Danıştay İdari Dava Dairelerine başvurarak itirazda bulunmuş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 12.06.2008 tarihinde, 2007/57 sayılı ÖYK kararı hakkında yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Danıştay kararı sonrasında, yürütmeyi durdurma gerekçesini bertaraf etmek ve yasal boşlukları doldurmaya yönelik olarak, ÖİB tarafından, danışman olarak belirlenen firmaya, özelleştirmeyi kota satışına dönüştürecek nitelikte olan bir Ek Strateji Raporu hazırlatılmıştır. Bu rapor ile, asıl Strateji Raporunda bulunan, özelleştirme işlemlerine başlamadan önce, Şeker Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılması, beş yıl boyunca sabit üretim kotalarının belirlenmesi, pancar ve şeker fiyatlarının ilişkilendirilmesi, C şekerinin kullanım alanlarının genişletilmesi işlemlerinin tamamlanması şartlarından vazgeçildiği gibi portföy sayısı da 5’ten 6’ya yükseltilmiştir.
            Ek Strateji Raporu çerçevesinde alınan 12 Ağustos 2008 tarih ve 2008/50 sayılı ÖYK kararı ile; Türkşeker bir kez daha tüm varlıklarıyla birlikte özelleştirme programına alınmıştır. Karar ile, Türkşeker A.Ş.’ye ait şeker fabrikalarının coğrafi bazlı portföy grupları halinde özelleştirilmesi, satışın “varlık satışı” suretiyle gerçekleştirilmesi, portföy gruplarının;
Portföy A: Kars, Erciş, Ağrı, Muş ve Erzurum Şeker Fabrikaları,
Portföy B: Elazığ, Malatya, Erzincan ve Elbistan Şeker Fabrikaları,
Portföy C: Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba Şeker Fabrikaları,
Portföy D: Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları,
Portföy E: Uşak, Alpullu, Burdur ve Afyon Şeker Fabrikaları
Portföy F: Eskişehir ve Ankara Şeker fabrikaları şeklinde belirlenmesi öngörülmüştür.

            Bu kapsamda,  Portföy A grubunda yer alan fabrikalarımız (Kars, Erciş, Ağrı, Muş ve Erzurum) için 24 Eylül 2008 - 27 Kasım 2008 tarihleri arasında çıkılan ihale, teklif gelmemesi nedeniyle 28 Kasım 2008 tarihi itibariyle iptal edilmiştir. Bu ihaleye yönelik Sendika tarafından açılan dava da, Danıştay 13. Dairesi’nin 2008/10928 sayılı kararı ile “ihalenin iptal edilmesi nedeniyle” davanın konusu kalmadığından uyuşmazlık konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulması isteminin incelenmesine olanak kalmadığı” hükmüyle sonuçlanmıştır. 09.07.2009 tarihinde Türkşeker’deki kamu hisselerinin tamamının özelleştirme programına alınmasına dair 2008/50 sayılı ÖYK kararı üzerine açılan davada Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına yapılan itirazda Danıştay İDDK tarafından reddedilmiştir.
              T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 11.09.2009 tarihinde 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Portföy C (Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba) grubu olarak bir bütün halinde “Satış” yöntemi “Varlık Satışı” şeklinde uygulanmak suretiyle “Pazarlık Usulü” ile özelleştirilmek üzere ihaleye çıkmıştır. Söz konusu ihale ile ilgili olarak Danıştay 13. Dairesine Sendikamız tarafından açılan davada verilen 15.12.2009 tarih, E:2009/5861 sayılı karar ile ihalenin yürütülmesinin durdurulmasına, sonrasında ise ihale komisyonunun kararının iptaline karar verilmiştir.
              ÖİB tarafından, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ye ait Elazığ, Malatya, Erzincan ve Elbistan Şeker Fabrikalarının (Portföy B) özelleştirilmesini teminen 05.11.2009 tarihinden itibaren yayımlanan ilanlarla ihaleye çıkılmış ve ihale için son teklif verme tarihi 21.01.2010 olarak belirlenmiştir. Söz konusu B Portföy Grubunun ihale koşullarını belirleyen “İhale Şartları Belgesi” nin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle ÖİB aleyhine Danıştay 13. Dairesinin 2009/6778 E. Sayılı dosyasında açılan davada 12.01.2010 tarihli karar ile dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
             2011 yılında ise Danıştay tarafından, Portföy B grubu (Elazığ, Malatya, Erzincan, Elbistan) ve Portföy C grubu (Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Çarşamba) fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin Danıştay’da açılan davalar sonucunda nihai kararlar verilmiştir.
            15.12.2009 tarihinde Portföy C grubu fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin ihale ilanının ve şartnamesinin yürütmeyi durdurma kararı verilme gerekçesi olarak; şeker sektöründe arz talep dengesinin bozulması, istikrarlı işleyişin ve üretimin sürdürülmesi, dışa bağımlılık yaratılmaması, üretim şartı ve teminat bedelinin gözetilerek özelleştirmenin yapılması gerektiği fakat şartnamenin ise bu ilkeleri sağlamaktan uzak olduğu belirtilmiştir. 06.12.2010 tarihinde; Danıştay 13. Dairesi tarafından C grubunun bir bütün halinde özelleştirilmesi amacıyla hazırlanan ihale şartları belgesinin ve davalı idarenin ihaleye çıkarma kararının iptali ve 08.12.2009 tarihinde yapılan ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyon kararının da iptali‘ne karar verilmiştir. Bu kararlara karşı davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan temyiz isteğinden, 27.06.2011 tarihli dilekçe ile feragat edilmiştir ve böylelikle davalarda verilen iptal kararları kesinleşmiştir.
               Yine aynı dönemde devam eden, Portföy B grubu için Danıştay 13. Dairesi tarafından 11.01.2011 tarihinde B grubunun bir bütün halinde özelleştirilmesi amacıyla hazırlanan ihale şartları belgesinin ve davalı idarenin ihaleye çıkarma kararının iptaline karar verilmiştir.
                Bu iptal kararına karşı olarak aynı şekilde temyiz isteğinde bulunan ÖİB dosyaya sunduğu 27.06.2011 tarihli dilekçe ile temyiz isteğinden feragat etmiştir. Bu dilekçenin kayda girmesiyle birlikte Danıştay 13.Dairesi’nin iptal kararı kesinleşmiştir.  Dolayısıyla, TÜRKŞEKER fabrikalarının özelleştirilmesine dair işlemlerin tümü yargı kararı ile iptal edilmiş olup davalı ÖİB’nin temyizden feragat dilekçeleri ile iptal kararları kesinleşmiştir.
                 Buna rağmen; Özelleştirme İdaresi tarafından 14.09.2011 tarihli Resmi Gazete’nin 28054 sayılı ilanında, yer alan TÜRKŞEKER’e ait portföy B grubu (Elazığ, Malatya, Erzincan, Elbistan) ve portföy C grubu (Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Çarşamba) şeker fabrikalarının portföy grubu olarak bir bütün halinde “Satış” yöntemi “Varlık Satışı” şeklinde uygulanmak suretiyle “Pazarlık Usulü” ile özelleştirmek üzere ihale edeceği yayınlanmıştır. Söz konusu fabrikalara ilişkin 2009 yılında yapılan ihalede portföy B grubu için geçici teminat tutarı 7 Milyon Dolar olarak belirlenmiş olup, 2011 yılında bu tutar 10 Milyon Dolar olarak açıklanmıştır. Portföy C grubu fabrikaları için belirlenen geçici teminat tutarı 2009 yılında 10 Milyon Dolar iken, 2011 yılında bu tutar 15 Milyon Dolar olarak açıklanmıştır. Sendikamız tarafından söz konusu fabrikalar için 14.09.2011 tarihinde ihale oluru kararı ile ihale şartları belgesinin iptaline yönelik yürütmenin durdurulması istemli dava açılmıştır.
              Danıştay kararı ile iptal edilen 2009 ihalesi ile birebir aynı olması sebebiyle yargı kararını etkisiz bırakmaya yönelik davalı idare “ihale oluru” kararı ile bu karar ekinde yer alan, ihale koşullarını belirleyen “ihale şartları belgesi” nin iptali; 11.11.2011 tarihinde son tekliflerin alınacak olması da gözetilerek dava sonuna kadar yürütmenin durdurulması istemini içermektedir. Bu gelişmelerin ardından 29 Kasım 2011 günü nihai pazarlık görüşmeleri tamamlanarak, Portföy C grubu ihalesi 656 milyon dolar karşılığında Ak-Can Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye, portföy B grubu ihalesi ise 266 milyon dolara Kolin-Limak yatırım ortaklığına verilerek fabrikaların satışları gerçekleşmiştir. Hemen ardından, Sendikamız tarafından 30 Kasım 2011 tarihinde ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyon kararının iptaline yönelik dava açılmış,    6 Mart 2012 tarihinde de konuyla ilgili davada ara karar çıkmıştır.
          Ardından Danıştay tarafından 3 Temmuz 2012 tarihinde ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyon kararının iptaline ilişkin yürütmenin durdurulması istemi ile açtığımız dava reddedilmiştir. Dairenin verdiği karara ilişkin tebligatın elimize ulaşmasının ardından 8 Ağustos 2012 tarihinde kararın usul ve esaslara aykırı olduğu gerekçesiyle sendikamız tarafından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itirazda bulunulmuştur.
        Portföy B ve Portföy C şeker fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik ihale oluru ile ihale şartları belgelerinin iptali istemi ile Danıştay 13. Dairesinin 2011/3409 E. ve 2011/3410 E. sayılı dosyalarında açılan davalarda ise, Daire’nin 09.12.2011 tarihli kararı ile, yürütmenin durdurulması istemleri oybirliği ile reddedilmiştir. Bu fabrikalar için 14.09.2011 tarihinde açmış olduğumuz ihale oluru kararı ile ihale şartları belgesinin iptaline yönelik yürütmenin durdurulması istemli davada 02.01.2012 tarihinde Danıştay tarafından yayınlanan ret kararının ardından Sendikamız;  03.01.2012 tarihinde tarafımıza tebliğ alınan karara karşı aynı gün, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz etmiştir.
Son olarak, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ye ait Portföy C (Kastamonu, Kırşehir,Turhal,Yozgat, Çorum ve Çarşamba) ve Portföy B (Malatya, Erzincan, Elazığ ve Elbistan) Şeker Fabrikalarımızın özelleştirilmesine ilişkin 29.11.2011 tarihinde nihai pazarlık görüşmeleri tamamlanmış olan ihaleler, Başbakanlık Özelleştirme Yüksek Kurulu 09.10.2012 tarih ve 2012/151 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
         Zira, dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan özelleştirme stratejileri ile şeker sektörünün kamudan çıkarılıp, çoğu yabancı sermayeli kurum ve kuruluşlara geçirilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Buradan hareketle, sektöre yeniden rekabet gücü kazandırarak sürekliliğini sağlayacak hamleler daha önce de belirttiğimiz gibi;şeker fabrikalarımızın teknoloji ve ölçek büyüklüğü açısından yenilenmesi, teknik eleman eksikliğinin giderilmesi, yarıya düşen kapasite kullanımının arttırılması ve buna bağlı olarak maliyetlerin minimize edilmesidir. Bu hususların gerçekleşmesi için de pancar çiftçisi, şeker işçisi ve kamunun bir arada olduğu üçlü model oluşturularak sektör yeniden düzenlenmelidir.