Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Şeker sektörünü karalamaya çalışanlara sert bir dille cevap verdi…

“ATLAR NALLANIRKEN KURBAĞA AYAĞINI UZATMAZ”
Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, hain FETÖ darbe girişiminin ardından ülkemizin özellikle ekonomik alanda atlatmaya çalıştığı sancılı süreçte son günlerde bir takım dış odaklı çevrelerce ‘koyun can, kasap et derdinde’ misali milli değer şeker fabrikaları üzerinden bir algı operasyonunun yürütüldüğünü iddia etti. Gök şeker sektörü üzerinde oyun içinde oyun oynayanlara ‘atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz’ benzetmesini yaptı.
 
Nişasta Bazlı Şeker Üreticileri ile pancar ve şeker sektörünü savunan Şeker-İş Sendikası arasında söz düellosu giderek tırmanıyor. Bugün pancar üreticisini ve şeker işçisini değersizleştirme, hedef gösterme, itibarsızlaştırma, suçlama ve baskı altına alma girişimlerinin olanca hızıyla sürüp gittiği fırsat döneminde Pandoranın kutusundan her zamanki gibi cüret kazanmış ihanetin çıktığına vurgu yapan Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, pancar şeker sanayinin, üretim, istihdam ve katma değerden gelen stratejik pozisyonu karşısında katma değer üretmeyen, istihdama katkı sağlamayan ve doğallıktan uzak yapısı ile tartışmalı olan Nişasta Bazlı Şekerler üzerinden artık inandırıcılığı buharlaşmış mesajların havada uçuştuğunu söyledi. Gök, kamu fabrikalarının özelleştirilmesinin gündeme getirilip, sanki mısır tarımını sahipleniyorlarmış gibi gösteren okyanus ötesi bazı çevrelerin Türkiye’ye farklı yollardan zarar vermeye çalıştıklarının da altını çizdi. Gök’ün açıklamasından satır başları şöyle:
 
“At pazarlığı yapılıyor”
“Özellikle uluslararası organizasyonları fırsat bilip, ülkeden ülkeye koşan, Türk Şeker Sektörüne yönelik dezenformasyon yaratan ve ülkemiz gerçeklerine hiçbir suretle uygunluk teşkil etmeyen açıklamalarda bulunan Nişasta Bazlı Şeker Üreticileri, sektörün asıl sahipleri olan üretici ve çalışanlara, ülkemiz insanına,  topraklarımıza ve milli değerlerimize pranga vurmaktan başka bir yaklaşım sergileyememişlerdir.Ortada yine bir öfke ve yeni bir nefret kokusu yayılmaktadır. Sanki at pazarlığı yapar gibi sınır tanımaz talepleri yerine getirilene kadar kamuoyunu ve siyasileri yanlış ve kirli bilgiler silsilesine maruz bırakan çok yönlü ve sinsi bu söylemler karşısında ülkemiz menfaatine aykırılık teşkil ettiği için sessiz kalamazdık. Dünyanın en büyük ülkelerinin santimetrekaresini değerlendirdiği şeker sektörünün ülkemizde tam tersi uygulamalarla hep aynı çevrelerce karalanma çabalarının vatana ihanet mi yoksa iyilik mi? olduğunun değerlendirmesini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.”
 
“NBŞ Sektörü Büyüdükçe Şeker Fabrikaları Küçülüyor”
Türkiye’de 2002 yılından bu yana kamu şeker fabrikalarının iç pazarda yüzde 75’den yüzde 52’ye gerilemesinin altında yüksek fruktozlu mısır şuruplarının (HFCS) yılda yüzde 4.1 oranında büyümesinin yattığını dile getiren Gök,Türkiye’de Bakanlar Kurulu’nun yüzde 50 oranındaki artırım yetkisini kullanıp kullanmamasına bağlı olarak NBŞ kota oranları yüzde 10-15 arasında değişme göstermektedir.
NBŞ üretiminin yüzde 89’unun kontrolünün yabancı sermayeli şirketlerin elinde olması nedeniyle dünya ortalamasının 3 katına tekabül eden büyüme kaynaklı kazançtan elde edilen kar marjlarının ülkesel değerlerimize hiçbir katkı sağlamıyor olması vepancar şekeri sektöründe yarattığı daralmaya bağlı olarak yaşanan sosyal ve ekonomik kayıplar, içinde bulunulan çarpık uygulamanın temel taşlarıdır” şeklinde konuya açıklık getirdi.
 
“ABD ve AB’nde mısır şurubu üretimi geriledi bizde arttı”
ABD’de mısır şurubu üretiminin 2010 yılında 8,4 milyon ton düzeyinde iken, yüzde 8,3 oranında küçülme ile 2015 yılında 7,7 milyon tona gerilediğine de vurgu yapan Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, kalori bazında kişi başına tüketim seyrine bakıldığında, ABD’de son on yılda yüzde 29 oranında bir gerileme olduğunu ifade etti. Gök şöyle devam etti:
Avrupa Birliği’nde de mısır şurubunun toplam tüketim içindeki payı yüzde 5’in altındadır. Tüm dünyada bu gerçekler yaşanırken, Türkiye’de birtakım özelleştirme tacirleri tarafından  ‘şeker fabrikaları zarar ediy
or, devlete yük oluyor, şeker kotaları kaldırılsın’ şeklinde mahşer midillisi gibi ortalıkta gezen söylemler, artık gerçeklikten uzaktır. Bir kere Devlet yükü özelleştirmeyle hafiflemez. Devlet, milletinden aldığı gücü eşit paylaşımla yine milletine aktarır. Oysa ki Türkiye’de nişasta bazlı şeker üretimi sadece yandaş lobi gruplarının çok yüksek miktarda kar odaklı faaliyetlerini desteklemekten öteye geçememiştir. Göz ardı edilen en önemli konu, ülkemizde kamu şeker fabrikalarının geleceğine yönelik kararların henüz verilmediği ve yıllar itibariyle modernizasyon ve işgücü profilinde zayiatın arttığı bir ortamda Türkiye’nin, yeni bir hamleye ihtiyaç duymasıdır. Temennimiz;  Dünyanın en büyük on ekonomileri içerisinde yer alan ülkelerdeki gibi sanayi yapılanmasının üretici ve çalışanların içinde bulunduğu çatı bir model üzerinden inşa edilmesidir.
 
“Söylemleri ilimle, teknolojiyle örtüşmüyor”
Nişasta Üreticileri Derneği’nin “Biz doğanın yaptığını sanayide yapıyoruz. Nişastayı enzimlerle glikoza, früktoza dönüştürüyoruz. Ürünlerimizin doğadaki glikozdan hiçbir farkı yok.” söylemini de değerlendiren Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı Gök, bunun başta doğanın kanununa ters düştüğünü, ilimle, teknolojiyle bile doğalı gibi gerçekleştirilemeyeceğini söyledi. Gök, “Etten, damardan, tırnaktan ve kandan oluşan bir insan ile metal yığını bir robot aynı olabilir mi? İşte şeker pancarı ile mısırdan üretilen şurubu birbirinden ayıran fark da buradadır. Mesala; elma kaynatıldığında nasıl ki reçel elde edilebiliyorsak, Şeker Pancarı’nı kaynattığımızda da Pekmez elde edilebiliriz, çünkü bu gıda maddelerinin kimyasında doğal şeker bulunur. Buna karşın mısırı kaynattığınızda değil pekmez veya reçel, ağızda tat bırakabilecek herhangi bir şey bulamazsınız. Çünkü mısır şurubundan elde edilen tatlandırıcılar glikoz ve fruktoz kökenlidir. Oysa Şeker Pancarından üretilen şeker tamamen doğal olan sakarozdan oluşmaktadır” şeklinde konuya farklı örneklerle açıklık getirdi.
 
Bizim kavgamız Türkiye içindir, bu ülke insanı içindir diye konuşan Gök,  Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Star gazetesi yazarı Yiğit Bulut’un ‘Çocuğunuzu kendi elinizle zehirliyorsunuz, NBŞ kotası dünyadaki minimum düzeye indirilmelidir’ şeklindeki sözlerini hatırlattı.