“ŞEKER FABRİKALARINI TBMM’NİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ”
Cesaret, azim ve büyük umutlarla girdiğimiz 2012 yılının ilk ayının son günlerinde başta Özelleştirme İdaresi Başkanlığı olmak üzere, Danıştay 13. Dairesi’nin şeker sektörüne yönelik attığı yanlış adımların bu yıl da devam etmesi durumunda Şeker-İş Sendikası, Türkiye’de şeker pancarı üretimi yapılan ve şeker fabrikalarının bulunduğu il ve ilçelerinde Türkiye Şeker Platformu üyelerini hareket geçirmek üzere yeni bir mücadele başlatmıştır.
Türkiye’nin milli ekonomisinin vazgeçilmezleri arasında yer alan, Türk tarımının ve endüstrisinin lokomotifi olan ve yarattığı 3 milyar dolara yakın katma değer ile ülkemizin aydınlık yarınlarının teminatı olan şeker fabrikalarımızın bugün yok pahasına arsa bedellerine satılması sektörden ekmek yiyen milyonları derinden yaralamıştır. Üretimi ve istihdamı düşünen değil, sadece rant amaçlı yapılan bir özelleştirme uygulamasının ileride önü alınamayacak tatsız gelişmelere sebebiyet verebileceği öngörüsünü daha önce yaptığımız uyarılarla gündeme taşımıştık. İşte geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği ve Türkiye tarihinde ilk kez iktidarı ve muhalefeti ile çok sayıda siyasetçinin sahiplenme bilincini Şekerin Geleceği Sektörde Yıldız Ülke Olabiliriz konulu Sempozyumla pekiştiren Şeker-İş Sendikası, meselenin sokaklarda değil, bu tür platformlarda tartışılarak çözümlenmesi dirayetini bir kez daha sergilerken, aynı çatı altında farklı görüşleri bir araya getiren düşüncelerin sözkonusu ülke menfaatleri olduğunda nasıl tek ses olunabileceği imtihanından da başarıyla geçmiştir.
Kurulduğu tarihten bugüne yaklaşık 50 yıldır şahsi çıkarları için devleti ile hiçbir siyasi kavga içerisine girmemiş, milletinin ve özellikle de sektör çalışanlarının menfaatleri doğrultusunda hareket etmiş ve etmeye devam eden bir Sendikanın mensupları olarak şeker pancarı üreticisinin, şeker işçisinin ve şeker fabrikalarının var olma mücadelesinde bugün de aynı düşünceler doğrultusunda üslubuyla devletiyle kavga eden değil, ülkemizin yarınları adına yapılan yanlışlıkları düzeltme noktasında uyarmak gibi önemli bir misyon ve sorumluluk taşıdığımızın da bilincindeyiz.
Sivil toplumun görevi, ülkenin birikmiş değişim ihtiyacını ve değişim iradesini demokratik bir çizgiye oturtmak, devleti ve siyasal toplumun unsurlarını halkın beklenti ve talepleri doğrultusunda yönlendirmek ve denetlemektir.Ekonomisi güçlü, üretim ilişkileri sağlıklı, kişi başına düşen milli geliri yüksek, toplumlarda; birbirini dengeleyen toplumsal güçler oluşur. Toplumsal güç de demokrasinin iç dinamiklerini meydana getirir. Öyle ise buradan Sayın Başbakanımıza seslenmek istiyorum; Şeker fabrikaları tek tek arsa bedellerine satıldığında bunun adı demokrasidir diyebilir misiniz?
Bölgeyi kalkındırmak adına özel teşvikler açıklayan hükümetin bir taraftan da bulundukları bölge ekonomisinin ve istihdamın da can damarı olan şeker fabrikalarının kapanmasına neden olacak özelleştirme politikalarından taviz vermemesi bizleri derinden üzmektedir.Siyaset; bir yönüyle hak edene hak ettiğini vermek, adaletli davranışı bir yaşam biçimine dönüştürmek ise bizler şeker sektörünün temsilcileri olarak eğer bu fabrikalar özelleştirilecekse buraların dünya gerçekleri göz önünde bulundurularak başta devletimiz olmak üzere şeker pancarı üreticisi, çiftçi ve işçilere kısaca sektörden ekmek yiyenlere devredilmesi hakkını da sizlerden talep ediyoruz. Aksi halde sektörde bu şekliyle özelleştirmenin devam etmesi durumunda Türk Şeker bünyesinde bulunan 25 şeker fabrikasından 18’inin kapanması kaçınılmaz olacaktır.
Bugüne kadar taşıma, sulama, kozmetik, maya, enerji, ilaç ve daha birçok sektörden 10 milyona yakın insanın ekmek yediği şeker sektörü, bundan böyle yoluna milli bilinç düsturunu yüreğinde hisseden Pankobirlik, Sanayi ve Ticaret Odaları, Ziraat Odaları, Esnaf Odaları, Tabipler Odası, Süt Üretici Birlikleri, Şoför Odaları, Ticaret Borsaları, Sulama Birlikleri, Taşıma ve Nakliyeciler Kooperatifleri, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve daha birçok sivil toplum kuruluşunun destekleriyle mücadelesine daha güçlü, daha kararlı ve azimle girmenin heyecanıyla hareket etme kararı almıştır. Bu vesile ile Şeker Platformu’nu oluşturan tüm sivil toplum kuruluşları geçtiğimiz günlerde bölgelerinde şeker sektörünün korunması ve yaşatılmasına yönelik ilk adımı atarak basın açıklamaları ve birtakım ziyaretler gerçekleştirmiş ve kamuoyunun gerçek manada bilgilenmesini sağlamıştır. Önümüzdeki günlerde de başta Malatya olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden Ankara’ya ‘Şekerin Ayak Sesi’ yürüyüşünü gerçekleştirmeyi düşünmekteyiz. Artık mesele; sadece sektör çalışanlarının değil, taşıyıcısından, besicisine, tüm Türkiye’nin meselesi haline gelmiştir. Bundan böyle iktidarı ve muhalefeti ile şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunun adresi TBMM’dir, vicdan muhasebesi TBMM çatısı altında yapılacaktır.
Kısaca biz diyoruz ki; yarattığı katma değeri hiçbir sektörle kıyaslanamayacak kadar büyük olan şeker sektöründe yapılan yanlışlardan ülkemizin menfaatleri adına gelin, yol yakın iken dönün. Kazanan ülkemiz olsun.
Saygılarımla;
İsa GÖK
Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı






Online: 8