“10 MİLYON İNSAN 2012 YILINDA BAŞBAKANIMIZDAN MÜJDELİ HABER BEKLİYOR”
Milletçe birlik ve beraberlik içerisinde, birbirimize kenetlenmiş, güçlü bir ülke olarak, geleceğe daha bir güvenle bakarak 2012 yılına giriyoruz. Geçmişteki acı ve tatlı olayları, sevindirici gelişmeleri, mutluluk veren anıları ile geride bıraktığımız 2011 yılı her zaman olduğu gibi ülkemiz ve dünya açısından önemli gelişmelere sahne olmuş bir yıl olarak hafızalarda yerini almıştır.
Bugün ülkemiz, dinamik ve istikrarlı ekonomisiyle, modern devlet yapısıyla, demokratik rejimiyle, güçlü ordusuyla, siyasi ve stratejik etkinliğiyle, izlediği akılcı ve barışçı dış politikasıyla, tüm dünyada sözü dinlenir ve sorunların çözümünde aracılığına ihtiyaç duyulan önemli bir aktör durumundadır. Bu, hepimiz için bir iftihar vesilesidir.
Dünyada bir takım olumlu ve olumsuz gelişmeler yaşanırken, özellikle son günlerde ülkemiz açısından en büyük karalama kampanyalarından biri olan Fransız Parlamentosu'nda alınan karar dünya tarihinde Türk milletine karşı yapılan en büyük ırkçı yaklaşımlardan biri, kendi tarihiyle yüzleşemeyen Fransa için ise kara bir leke olarak hafızalarda yerini almıştır. AB yolunda hızla ilerleyen Türkiye’nin basamakları her tırmanışında önüne konulan bu tür engeller, ülkemizin ne kadar güçlü bir ülke olduğunun da göstergelerinden biridir. Öyle görülmektedir ki korkak Avrupa, yanıbaşında güçlü bir Türkiye’nin nefesini hissetmek istememektedir. Güçlü ekonomisi, laik ve demokratik, çağdaş devlet ve toplum yapısı, bölgesinde bir istikrar ögesi olma konumuyla, tüm ülkelerin egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumayı temel alan doğru, akılcı, gerçekçi, barış ve istikrar amaçlı politikalarını özenle sürdüren Türkiye’nin, asırlar öncesinden gelen köklü geleneğinden bundan sonra da taviz vermeyeceği şüphesizdir ve Türkiye, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıldönümünde, yani 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alma hedefine doğru da kararlılıkla ilerlemektedir.
Çevremizde bir taraftan bu tür gelişmeler yaşanırken diğer yandan da sektörümüzün içinde bulunduğu bir takım sıkıntılara şahit olmaktayız. 2012 yılı şeker fabrikalarının özelleştirilmesi yönünde atılan adımların sektörden ekmek yiyen on milyona yakın insanın yarınlarına nasıl güvenle bakacağı sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bizler, çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğe ilişkin kaygılarını en aza indirebilmek, onlara daha güzel yarınlar bırakabilmek, yeniliklere açık, gurur duyacağımız aydınlık bir ülke durumuna gelebilmek adına hepimize büyük sorumluluklar düştüğünün farkında bir milletin mensuplarıyız.
Yarınlarını düşünmeden şeker fabrikalarını satmak, bu sektörde tarlada çalışan çiftçiden fabrikada çalışan işçiye, ilaç, yem, kozmetik, taşımacılık ve daha birçok sektörde emek veren insanların bundan sonra yaşama haklarının elinden alınmasıyla eşdeğerdir. Bu ülkenin milli serveti olan şeker pancarına sahip çıkmanın Türkiye’ye sahip çıkmakla eşdeğer olacağı inancıyla daha mutlu yarınlara ulaşmak için, millet olarak elbirliği ile çalışmamız, kendimize inanmamız, sahip olduğumuz imkanlar ve öz kaynaklarımızı elden çıkartarak değil, en verimli biçimde kullanmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Sayın Başbakanımızdan 2012 yılında beklentimiz de bu yöndedir.
Şeker-İş Sendikası olarak 2012 yılında;
*Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi çalışmalarının hükümet nezdinde bir kez daha gözden geçirilerek hükümet nezdinde sektörde yeni bir atılım programının yapılması, her platformda dile getirdiğimiz fabrikaların şeker işçisi, pancar üreticisi ve devlet eliyle oluşturulacak yeni bir yapıyla sürdürülmesini,
*Mevcut fabrikaların revize edilerek teknolojilerinin yenilenmesini,
*Şeker fabrikalarının sadece Avrupa ülkeleri arasında değil, dünya ülkeleri arasında parmakla gösterilecek karlı kurumlar haline dönüştürülmesini,
*İnsan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri tartışılan ve ülkemize girişi serbest bırakılan GDO’lu mısırlar ile Nişasta Bazlı Şeker(NBŞ) kotalarının AB ülkeleri seviyesine düşürülerek, şeker pancarı üretiminin desteklenmesini,
*İthalatına izin verilen GDO’lu mısırlar yerine katkısız ve mısırdan çok daha sağlıklı, verimli ve ucuz olan şeker pancarından elde edilen küspenin hayvancılık sektöründe kullanılması yönünde kanunun çıkartılması,
*Devletimizin şeker sektörüne yönelik finans katkısı yapmasını arzuluyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, şahsım ve yönetim kurulum adına Tüm Türk Dünyasının, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, tarlada çalışan çiftçilerimizin, işçilerimizin, değerli medya mensuplarımızın ve tüm insanlığın yeni yılını kutluyorum. 2012 yılının herkese, başta sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum.
İsa GÖK
Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı






Online: 10