“BAŞKA TAHA SOYSAL’LAR ÖLMESİN!”
Şişmanlık ya da obezite, tüm dünyada çocuk ve erişkinleri etkileyen, son yıllarda sıklığı giderek artan ve endişe duyulan önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. İstatistikler son 10 yılda dünyada fazla kilolu birey sayısının 200 milyondan 300 milyona ulaşarak yüzde 50’lik artış gösterdiğini ortaya koyarken, bugün dünyada yaklaşık 1 milyara yakın insanın şişman olduğu gerçeğini gözler önüne sermiştir. Türkiye’de ise yapılan son araştırmalarda obez ve diyabetli sayısının kadınlarda yüzde 34, erkeklerde ise yüzde 107 oranında artması, gerekli önlem alınmadığı taktirde önümüzdeki 10 yıl içinde toplumun önemli kısmının obez olması ihtimalini ortaya koymaktadır. Kaldı ki, BM Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de geçtiğimiz dönemlerde özellikle 12 yaş altı çocukları obezite ve ilgili diğer hastalıklardan korumak için hükümetlere çağrıda bulunarak kola, hamburger, cips gibi üretim yapan firmalara karşı sağlıksız olan gıdaların teşvik edilmemesi uyarısında bulunmuştur.
Şüphesiz erişkin yaşta birçok hastalığa zemin hazırlayan şişmanlığın, temellerinin çocukluk çağında atıldığı bilinmektedir. İlköğretim düzeyinden itibaren başlayan sınavlara yönelik yaşam tarzı, hafta sonu tam gün dershanelerde geçen hareketsiz ve fast food tipi bol kalorili yiyecek tüketimi ülkemizde çocuklarımızın şişmanlığa eğiliminde önemli riskler taşımaktadır. Araştırmalar göstermiştir ki çocukluk çağında obez olanların yüzde 40’ı, ergenlik döneminde obez olanların ise yüzde 75-80’i erişkin dönemde de obez olmaktadırlar. Bu kadar uzun süre obez olan bireylerin yaşam süreleri kısalmakta ve yaşam kaliteleri de düşmektedir. ABD’de her yıl 430 bin obez ölümü bildirilmektedir ve 21. yüzyılda ABD’de obez çocukların beklenen yaşam sürelerinin düşeceği ve ebeveynlerden daha önce ölecekleri uzmanlarca tahmin edilmektedir.
Dünya genelinde ve ülkemizde çocuklarda obeziteye neden olan yanlış tüketimlerden birisinin kola, gazoz gibi gazlı içecekler olduğu tıp çevrelerince de sürekli olarak gündeme getirilmektedir. Bu içeceklerin aşırı tüketilmesi durumunda obeziteye, diğer yandan süt ve kalsiyum alımını olumsuz etkilemesinden dolayı da kemik erimesine yol açtığı söylenmektedir. Şüphesiz ki bu söylemlerin içi boş değildir ve obezite kader değildir. Çocuklarımızın hamburger, sandoviç, cips gibi hazır gıda ile gazlı içecek tüketimi azaltıldığında ve bunların yerine sebze meyve, et ve süt ürünleri ile beslendiğinde obezite riskleri de azalacak ve daha sağlıklı nesiller yetişeceği ise şüphesizdir.
Uzmanlar tarafından gazlı içecekler ve hamburger dışında obezite ve beraberinde başta kanser olmak üzere alzheimer, kalp, astım gibi birçok hastalığın bir başka ve önemli nedenlerinden birisinin de tatlandırıcılar olduğuna işaret edilmektedir. Halk sağlığını tehdit eden tatlandırıcıların yetişen yeni nesil çocukların 20-30 yıl sonra geleceklerini körelteceği gerçeği çok uzaklarda değildir. Şeker-İş Sendikası olarak bugüne kadar yaptığımız basın açıklamaları ve bilgilendirme toplantılarının hemen hepsinde, dünya ülkeleri örneğinde olduğu gibi ülkemizde de bu konuda acil olarak bir eylem planının hayata geçirilmesi ve ilköğretim okullarında çocukların bilinçlendirilmesine yönelik farkındalık oluşturacak kısa film ve fragmanlarla bilgilendirme toplantılarının yapılması gerektiği konusunda yetkililere çağrıda bulunduk.
Birçok Avrupa ülkesinin NBŞ tesislerini kapattığını ya da üretimini durdurduğunu, bazı çevrelerin ise ısrarla bu ülkelerde NBŞ üretimi yaptıklarının altını çizdik. Nişasta Bazlı Şekerler konusunda duyduğumuz kaygıları sıcağı sıcağına sürekli olarak toplumumuzla paylaşmaya çalıştık. Özellikle mısır şurubundan üretilen kola, meyve suyu, gazoz gibi içeceklerle çikolata, tatlı, kek, pasta ve dondurma gibi yüzlerce ürünün obeziteye bağlı kansere de davetiye çıkarabileceğine vurgu yaptık. Mısır şurubunun, şeker pancarından elde edilen şekerden daha ucuz ve taşınması kolay olması sebebi ile tercih edildiğini, üreticilerin daha düşük maliyetlerle ceplerine girecek paraların hesabını yaparak halkın sağlığını ikinci plana ittiklerini ve çocuklarımızın büyük tehlike altında olduğunu sürekli olarak gündemde tutmaya çalıştık. Ancak, bütün uyarılarımıza rağmen ülkemizde yüzde 10’luk kısmına müsaade edilen NBŞ üretim kotasının indirilmesi beklenirken, geçtiğimiz günlerde tam tersi bir uygulamayla Bakanlar Kurulu Kararıyla bu rakamın yüzde 15’e çıkartılması, camiamızda adeta travma etkisi yaratmıştır. Avrupa’da kişi başına düşen 1.5 kg tatlandırıcı miktarı ülkemizde ne yazık ki 6 kilogramın üzerine çıkmıştır. İnsanlarımızın artık nişasta bazlı şekerlerin zararları konusunda bilinçlenmesi gerekmektedir.
Gelinen noktada en son geçtiğimiz günlerde Zonguldak Ereğli’de 9 yaşındaki ilköğretim öğrencisinin özellikle kola tüketimi sonucu obeziteden ölümü, bugüne kadar Şeker-İş Sendikası’nın haklı feryatlarını bir kez daha doğrularken, bizi ticari kaygı ile suçlayanların yüzünde adeta bir tokat gibi patlamıştır. Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarının geç de olsa obeziteyi engellemek ve öğrencileri bilinçli beslenmeye teşvik etmek amacıyla okul kantinlerinde kola, hazır meyve suları, enerji içecekleri, hamburger, kızartma, cips gibi ürünleri yasaklamasını gelecek nesillerimizin sağlıklı yetişmeleri adına önemli bir adım olarak görürken, tıp çevreleri tarafından obezite ve obeziteye bağlı hastalıkların nedeni olarak gösterilen Nişasta Bazlı Şekerlerin kotasının Avrupa ülkeleri seviyesine indirilmesi konusunda da adım atacağına olan inancımızı sürdürmek istiyoruz.
Bu konuda her ne sebep olursa olsun Şeker-İş Sendikası olarak hiçbir ticari amaç gütmeden çocuklarımızın geleceği, halkımızın sağlığı ve toplumun bilinçlendirilmesi adına, Ereğli’de obeziteden hayatını kaybeden Taha Soysal ve bundan sonra başka Taha’ların obeziteden ölmemesi adına üzerimize düşen sorumluluk bilinciyle hareket edeceğimize söz veriyoruz.
Saygılarımla;
İsa GÖK
Türk-İş Gen. Eğt. Sek
Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı






Online: 8