DÜNYA PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER
Günümüzde dünya şeker piyasalarını etkileyen çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bunlardan biri, tüm dünyada enerji tarımına yönelme eğilimlerinin artması, Bir diğeri AB Şeker Rejimi Reformu’dur. Bir başka gelişme, pancar şekerinin kamış şekerine karşı rekabet üstünlüğü kazanmasıdır. Yine bir diğer gelişme de, dünya piyasalarında şeker açığı oluşacağı yönündeki güçlü beklentiler nedeniyle şeker fiyatlarının yükselmesi ve tüm ülkelerin var güçleriyle şeker üretimine yönelmeleridir. Şeker büyük ölçüde uluslararası ticarete konu olan bir üründür. Uluslararası ticareti yapılan 40 milyon tonluk şeker dünya üretiminin ortalama olarak %30’unu bulmaktadır. Brezilya dünya ticaretinin 1/3’lük kısmını gerçekleştirerek dünya piyasasına hakim konumdadır. Bu bağlamda dünya piyasa fiyatları tüm ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Dünya şeker piyasası fiyatları hayli değişkendir. 1974 ve 1981 yıllarında tarihsel olarak en yüksek düzeylerine ulaşan fiyatlar,1990’lar boyunca ton başına 115 ila 260 € arasında seyretmiştir. Dünya piyasalarında şekerin uluslararası fiyatının 1995 yılından beri tüketimin üzerinde meydana gelen üretim artışı sonucu üretimin tüketimi aşması ve stok birikmesi nedeniyle düşüş gösterdiği tespiti yapılabilir. Günümüzde ise tüm dünya, Kyoto Protokolü’nün ve çevre konusunda alınan tedbirleri içeren diğer anlaşmaların da etkisiyle yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş durumdadır. Özellikle Brezilya ve ABD bu konuda önemli mesafeler almışlardır. Kyoto Protokolü, 2008 ile 2012 yılları arasındaki dönemde sera gazı salınımlarının % 8 azaltılarak 1990 yılı seviyesine indirilmesini öngörmektedir. Protokol, henüz cezai bir yaptırım içermemekle beraber, tazminat ödemeyi gerektirecek bir yaptırım sisteminin oluşturulmasına çalışılmaktadır. Buna göre, Kyoto Protokolündeki taahhütleri yerine getiremeyen ülkelerin, 2008’den itibaren başlayacak ve 2012 yılından sonra ağırlaşacak bir şekilde veya 2012 yılından sonra başlamak kaydıyla tazminat ödemeleri öngörülmektedir. Sera gazı salınımı en yüksek ürünlerin başında da fosil yakıtlar ve türevleri gelmektedir. Bu çerçevede çevreci yakıtlar olarak tanımlanan biyodizel ve biyoetanol üretimi önem kazanmıştır. Şeker içerikli tarımsal ürünler de özellikle bioetanol üretiminde kullanılmaktadır. Son yıllarda bir yandan AB Şeker Rejimi Reformu, diğer yandan tüm dünyada bioetanol üretiminin artması ve şeker pancarı ile şeker kamışının bioetanol üretiminde değerlendirilmesi sonucu şeker fiyatları yükselmektedir. Dünya piyasalarında 480 dolara kadar çıkan şeker fiyatları, halen 300 - 380 dolar aralığında seyretmektedir. Bu durum, özellikle Brezilya gibi kamış şekeri üreten ülkelerin şeker kamışı üretimlerini arttırmalarına neden olsa da, biyoetanol üretimindeki hızlı artış nedeniyle önümüzdeki dönemlerde şeker fiyatlarındaki yükselmenin devam etmesi beklenmektedir. 2006 Eylül ayında yürürlüğe giren olan ve aşama aşama uygulanarak 2015 yılında tamamlanması öngörülen AB şeker reformuyla ise, Birlik içindeki şeker üreticisi ülke sayısının kademeli olarak 6’ya düşürülmesi, şeker fiyatlarının % 39, pancar fiyatlarının % 43 azaltılması planlanmaktadır. Bu çerçevede fabrikalarının kapasitesi yetersiz olan, pancar ve şeker maliyetleri yüksek, verimliliği düşük olan ülkeler sektörden dışlanacaktır. AB şeker üretiminin düşmesi ve AB’nin şeker ihracatının durması kaçınılmaz olacak, dünya piyasalarında açık oluşacak ve şeker fiyatları daha da yükselecektir. Å Şeker sektörünün stratejik önemi yanında dünya şeker piyasasında açık olacağı beklentisi, AB şeker rejimi reformunun ve enerji tarımı eğilimlerinin gündeme gelmesiyle birlikte pek çok ülkede şeker üretiminin teşvik edilerek arttırılmasına yol açmıştır. Özellikle Brezilya, Meksika, Küba, Hindistan, Çin, Tayland, Endonezya, Filipinler, Mısır, Kenya, Mozambik, Sudan, İran, ABD ve Rusya gibi ülkeler şeker üretimlerini sürekli olarak arttırmaktadırlar. Örneğin Çin’de 2006/2007 üretim döneminde şeker kamışı alanları % 7, şeker pancarı alanları ise % 10 büyümüştür. Hindistan’ın ise 2006/2007 üretim yılında şeker üretimini 18.6 milyon tondan 24 milyon tona çıkarması beklenmektedir. Rusya, son dört yılda şeker pancarı üretimini % 35, şeker üretimini ise % 50 oranında, 2007/2008 döneminde ise bir önceki yıla göre şeker üretim alanlarını yüzde 24, şeker pancarı üretimini ise yüzde 37 oranında arttırmıştır. Ayrıca mevcut şeker fabrikalarının modernizasyonunu sağlamış, ülkedeki şeker rafinerilerinin kapasitesi de, ithal edilen 3,4 milyon tonluk ham şekeri işleyebilecek şekilde genişletilmiştir. Å Ayrıca bugüne kadar fiyatından dolayı rekabet üstünlüğüne sahip olan kamış şekeri, bu üstünlüğünü pancar şekerine bırakmıştır. 2015 yılında şeker rejimi reformunu tamamlayarak şeker üretimini önemli miktarda azaltacak olan AB pazarına girmeye hazırlanan kamış şekeri üreticisi ülkelerden bu eksikliklerini giderecek yatırımları tamamlamalarının bekleneceği, ancak bu ülkelerin genellikle yatırım maliyetlerini kaldırmakta güçlük çekeceği, fiyat avantajının da ortadan kalkmasıyla kamış şekerinin pancar şekeri karşısında rekabet gücünün kalmayacağı ileri sürülmektedir. Å Nitekim kamış şekeri üreten ülkelerin genellikle az gelişmiş ülkeler olması, bu ülkelerdeki üretim ortamlarının sağlıklı ve hijyenik olmaması, modern filtrasyon sistemlerinin bulunmayışı, iş ve işçi sağlığı ve güvenliği koşullarının yeterli seviyede olmaması, şeker pancarı tarımının şeker kamışı tarımına göre daha kısa bir dönemde gerçekleşmesi ve daha verimli olması, şeker kalitesinin daha yüksek olması gibi nedenlerle artık tüm dünyada kamış şekeri yerine pancar şekeri tercih edilmektedir. Bu nedenle kamış şekeri üreticisi olarak bilinen Çin ve Hindistan gibi ülkelerin bile pancar şekeri üretimine yöneldikleri görülmekte, hatta Çin’in başka ülkelerde pancar tarımına elverişli toprak kiralamaya çalıştığı bilinmektedir. Kısacası tüm dünya pancar şekerinden yana tercihini ortaya koymaktadır. Å Dünya şeker sektöründe yaşanan bu gelişmeler, sektörün geleceği konusunda Sendikamızın öngörülerini haklı çıkarmakta, önümüzdeki birkaç yıl içinde şeker sektörünün çok karlı bir hale geleceğini kanıtlamaktadır. Å Öte yandan özellikle gelişmiş ülkelerde şeker üretiminde çiftçi kooperatiflerinin ağırlığı hızla artmaktadır. Kooperatifler, tarih boyunca devletlerin kırsal kalkınma, tarımsal destekleme, bölüşüm ve yeniden dağıtım gibi politikalarının başlıca aracı olarak görülmüş ve bu anlamda önemli bir yere sahip olmuşlardır. Son yıllarda ise bir yandan yaşanan krizlerin ardından devletlerin ekonomik sistemdeki ağırlığının yeniden artması, diğer yandan şeker sektöründeki özelleştirmelerin başarısızlığı ve özellikle AB’de reform sonrasında kar marjı azalan özel kesimin sektörden çekilmesinin hızlanması gibi nedenlerle şeker üretiminde daha fazla söz sahibi olmaya başlamışlardır. AB genelinde Şeker Rejimi Reformu öncesinde kooperatiflerin payı % 44 iken, reform sonrasında bu oran yaklaşık % 60’a yükselmiş, yıllar önce özelleştirme sürecini tamamlamış olan Fransa’da özel fabrikaların çoğu yeniden kooperatiflere devredilmiş ve kooperatiflerin payı % 65’e ulaşmıştır. AB genelinde halen şeker fabrikalarının özel sektörle aynı amaç ve güdülerle hareket etmeyen, kar amacı olmayan ancak buna rağmen serbest piyasa koşullarına kolaylıkla uyum sağlayan, aynı zamanda pancar üreticisi olmaları nedeniyle özel sektörden daha fazla rekabet gücü bulunan kooperatiflere devredilmesi yönündeki süreç devam etmektedir. ABD’de ise şeker fabrikalarının tamamı kooperatifler bünyesinde üretimlerini sürdürmektedir. Å Küresel krizlerin yaşandığı günümüz koşullarında liberalizmin “devletin tüm ekonomik faaliyetlerden elini çekmesi gerektiği” tezinin çürüdüğü, devletlerin yeniden ekonomik sistemde yer almak ve müdahale etmek zorunda kaldıkları, öte yandan gıda krizi riskinin hızla büyüdüğü göz önüne alındığında, yakın gelecekte tarımsal sektörlerin ve kooperatiflerin öneminin daha da artacağını öngörmek yanlış olmayacaktır. Å 2015 yılında şeker rejimi reformunu tamamlayarak şeker üretimini önemli miktarda azaltacak olan AB pazarına girmeye hazırlanan kamış şekeri üreticisi ülkelerden bu eksikliklerini giderecek yatırımları tamamlamalarının bekleneceği, ancak bu ülkelerin genellikle yatırım maliyetlerini kaldırmakta güçlük çekeceği, fiyat avantajının da ortadan kalkmasıyla kamış şekerinin pancar şekeri karşısında rekabet gücünün kalmayacağı ileri sürülmektedir.
(*) Türkiye'de kişi başına şeker tüketimi 1997 yılında 33,7 Kg. iken, 2005 yılında 27,1 Kg.'a kadar düşmüş, 2006 yılında cüzi bir artışla 30,3 Kg.'a ulaşmıştır.. Bu durum, kaçak şeker ile NBŞ ve kimyasal tatlandırıcıların usulsüz üretim ve kullanımlarının sektörümüze verdiği zararı açıkça gözler önüne sermektedir.