Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının Özelleştirme Programına Alınması ve Özelleştirme İdaresi’ne Devrine İlişkin Dava :
26.1.2006 : 1.12.2005 tarih ve 2005/130 sayılı ÖYK Kararı ile Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları’nın özelleştirme programına alınması üzerine Sendikamızca Danıştay’da dava açılmıştır.
5.5.2006 : Danıştay 13. Dairesi 2006/606 sayılı kararı ile talebimizi reddetmiştir.
24.5.2006 : Sendikamızca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz edilmiştir.
6.7.2006 : Kurul, 2006/744 esas sayılı kararı ile üç fabrikanın satışının tekrar gözden geçirilmesini istemiştir.
11.12.2006 : Dosyamızın yeniden görüşülmesi sonucu Danıştay 13. Dairesi’nin 2006/606 esas sayılı kararıyla talebimiz yeniden reddedilmiştir.
23.1.2007 : Bunun üzerine Sendikamızca yeniden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itirazda bulunulmuştur.
5.4.2007 : Kurul tarafından verilen 2007/87 YD. itiraz nolu kararla yürütmenin durdurulması sağlanmıştır.
30.1.2008 : Söz konusu ÖYK Kararı’nın iptal edilmesi ve özelleştirme programındaki Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları yeniden Türkşeker bünyesine alınması üzerine Danıştay 13. Dairesi’nin 2006/606 esas, 2008/1676 karar sayılı kararı ile dava konusu işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle dava düşmüştür.
Sendikamız tarafından 26.01.2006 tarihinde Danıştay 13. Daire Başkanlığına Türkşekere ait Bor,Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının özelleştirme programına alınmasına dair 01.12.2005 tarih ve 2005\130 sayılı ÖYK kararının iptal edilmesine ve Dava sonucuna kadar yürütmenin durdurulması istemi ile dava açılmıştır.Dava metni aşşağıda yer almaktadır.
Danıştay (l3.) Dairesi
Başkanlığına 26.01.2006
Davacı : Şeker İş Sendikası
Vekili : Avukat Gökhan Candoğan Bülten sok.4/9 Kavaklıdere, Ankara
Davalı : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Ankara
D. Konusu : Türkşeker'e ait Bor, Ereğli ve Ilgın şeker fabrikalarının özelleştirme programına alınmasına dair 1.12.2005 tarih ve 2005/130 sayılı ÖYK kararının iptali, dava sonuna kadar yürütmenin durdurulması istemi içerir dava dilekçesidir
Resmi Gazete Yayım Tarihi : :6.12.2005 Tarihli Resmi Gazete
Vekili bulunduğum Şeker İş Sendikası, Türk İş Konfederasyonuna bağlı, şeker alanında faaliyet yürütmek üzere kurulmuş tesislerde çalışan işçilerin örgütlü bulunduğu ve sektörde toplu iş sözleşmesi imzalama hak ve yetkisine sahip, tüzel kişiliği bulunan bir işçi sendikasıdır. (ek-I, vekaletname)
Sendika, üyesi işçilerin mevcut ve geleceği yönelik hak ve çıkarlarını korumak asli işlevi yanında, örgütlü bulunduğu sektörün (şeker sektörü) ülke ve toplum çıkarları doğrultusunda, hukuk devleti temel ilkelerine uygun bir şekilde yönetilmesine ilişkin her türlü hukuki girişimde bulunma hak ve yükümlülüğüne sahiptir.
Bu çerçevede, Sendika tarafından, iki kişiyle birlikte açılan, Şeker Kurumu'nun kapatılmasına dair Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay 13.Dairesi'nce (D.No: 2005/5903 E.) yürütmenin durdurulması kararı verilerek, Sendikanın davası ile hukuka aykırı bir işlemin yargısal denetime tabi tutulmasının önemi ortaya konulmuştur.
6.12.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 1.12.2005 tarih ve 2005/130 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ.ye (TÜRKŞEKER) ait Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker fabrikaları, Tüm çalışanlarıyla birlikte özelleştirme programına alınmasına,
fabrikaların satış yöntemiyle özelleştirilmesi ve özelleştirme işlemlerinin18 ay içinde tamamlanması.
karara bağlanmıştır. Davanıız ile, belirtilecek sebeplerle kamu yararına aykın 20051130 sayılı ÖYK kararının iptali istenilmektedir.
C. Seker Sektörü. Türkseker'in Sektörde Yeri ve Özellestirmesİ Öngörülen Fabrikaların Durumu
_ Şeker sektörünü düzenlemek amacıyla çıkanlan 4634 sayılı Şeker Kanunu'nun amacı, yasanın 1,maddesinde; .
Madde 1: Bu kanunun amacı, yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihtaracata yönelik olarak Türkiye'de şeker rejimini, şeker üretimindeki\usul ve esaslar ile fiyatlandırma, pazarlarna şart ve yöntemlerini düzenlemektii.
't/ olarak ortaya konulmuştur. Bu hükümden, düzenlemenin temel amacının, şeker ihtiyacına yönelik YURT İÇİ TALEBiN YURT İÇİ ÜRETİMLE karşılanması olduğu ortaya çıkmaktadır.
Pancardan seker üreten Ülkeler arasında AB ve ABD'den sonra 3 üncü, pancar ve kamış şekeri üreten ülkeler arasında da 13 üncü sırada olan Türkiye icin. pancar şeked sektörü. 500 hine yakın çiftçiye. seker fabrikalarında calısan 20 bin isciye istihdam ve 2 milyon yurttasa gecim kaynağı sağlayarak ülke ekonomisi açısından öneınini ortaya koyınaktadır.
Şeker üretimi sektörü, gelişmiş ülkeler dahil, tüm dünyada, ekonomik ve sosyal boyutları olan bir üretim alanı olarak kabul edilmekte ve sektörün sürdürülebilirliği ve büyüyebilrrıesi açısından ülke yararı doğrultusunda belirlenen politikalar tavizsiz bir şekilde uygulanmaktadır.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), 1.300.000.000 YTL sermayeli bir İktisadi Devlet Teşekkülü olarak kurulmuş olup, 25 şeker fabrikası ile pancardan şeker üretiminde ülke pazarında %70 oranında paya sahiptir. TÜRKŞEKER, pancardan şeker üretiminin yanında,
4 Alkol Fabrikası, 5Makina Fabrikası,
1Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası,
1 Tohum İşleme Fabrikası,
2 Tanmsal İşletme,
1Araştırma Enstitüsü
Anlaşılacağı üzere özelleştirme programına alınan Bor,Ereğli, Ilgın fabrikalarıTÜRKŞEKER üretiminin %6 sını oluşturmakta buna karşın en yüksek verimlilik ve en düşük maliyetle şeker üretimini gerçekleştiren fabrikalarolarak göze çarpmaktadır.
TÜRKŞEKER'in ortalama şeker üretim maliyeti 1,32 YTL iken,
.Bor Fabrikası 1,23YTL
.Ereğli Fabrikası 1,12YTL
. Ilgın Fabrikası 1,15YTL
Maliyetle "şeker üretmektedirler. Bu üç şeker fabrikası, yüksek verimlilik/düşük maliyetleri ile TÜ'RKŞEKER'in ortalama maliyetini aşağı çekmektedirler. 2003 yılı itibariyle bu üç fabrikanın Pazar payları ve karları şu şekildeolmuştur;
fabrika 2003 Pazar payı 2003 karı i
\ Bor 2.4 8.321 milyar TL ı
i
\ Ereğli 7.1 24.946 milyar TL i
i
\ ilgın 6.7 46.491 milyar TL i
b= i
D. Türkşeker'de Özelleştirme Süreci
TüRKŞEKER, 20.12.2000 tarih ve 2000/92 sayılı ÖYK. kararı ile özelleştirme kapsamına alınmış olup, 27.6.2003 tarih ve 2003/40 sayılı ÖYK. kararı ile de ""(Özelleştirme yol haritası"
belirlenmiştir. Bu karar ile;
:31 Ekim 2003 tarihine kadar Türkşekere ait fabrikalardan portföy grubları oluşturulmasına, bu portföylerin gerekirse anonim şirkete dönüştürülmesine, bu şirketlerin satış yöntemiyle özelleştirilmesine, 2004 yılı mayıs ayından itibaren ihale ilanına çıkılmasına ve ihalelerin 31Aralık 2004 tarihine kadar tamamlanmasına,
karar verilmiştir. Bu karar sonrası, özelleştirme işlemleriyle ilgili danışman bir fırma seçilmiş ve yapılan çalışmaları ile Türkşeker'e ait Anıasya Şeker Fabrikasındaki Kütahya BET AŞ.deki ve son olarak da Adapazarı Şeker Fabrikasındaki hisseler satılmıştır.
31.1.2005 tarih ve 2005/17 sayılı ÖYK. kararıyla da, Türkşeker'n: özelleştirmeye hazırlık
süresinin 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir. .
E Anayasa ve Özellestirme
Özelleştirme, TC. Anayasası'nın 47. maddesiilde şu şekilde tanımlanmıştır;
. DEVLETLEŞTİRME VE ÖZELLEŞTİRME
MADDE47:Kamu hizmeti niteliğitaşıyan özel teşebbüsler kamu yaraının zorunlu kıldığıhallerde devletleştirilebilir.
Devletleştinne gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanurla düzenlenir.
Devletin. kamu iktisadi tesebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kisilerinin mülkiyetinde bulunan isletme ve varlıkların özellestirilmesine iliskin esas ve usuller kanunla gösterilir.
Yani, Anayasa'ya göre, kamu mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yasa ile düzenlenecektir. Olayın diğer yanını oluşturan mülkiyet ile ilgili . Anayasa hükmü ise şu şekildedir:
XII. MÜLKİYET HAKKI
MADDE 35 - Herkes. mülkivet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
Keza, mülkiyet hakkına ilişkin Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi Ek 1 Nolu Protokol'de de, Anayasa 35.madde hükmüne paralel,
Madde 1.Mülkiyetin Korunması
Her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse. ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen kosullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
hükmü vardır. Anayasa Mahkemesi, kamu varlıklarının özelleştirilmesine ilişkin davalarda, kamu mülkiyetinin anlamı ve niteliğini şu şekilde vurgulamıştır;
Kimi özelleştirme türlerinde kamu mülkiyetine sınırlama getirildiği gibi kamu varlığının satışında da kamu mülkiyeti sona ermektedir. Kamu varlığının azalması, elden çıkarılmasıyla özelleştirilen alanda kamu mülkiyeti ortadan kalkmaktadır.
Özel mülkiyet icin Anayasa'nın getirdiği koruma ve güvence kamu mülkiyeti için de geçerli olduğundan. özel mülkiyet konusundaki özenin kamu mülkiyeti konusunda öncelikle düşünüleceğinde duraksanamaz.
Bu nedenle, kamu mülkivetinin sona erdirilmesine iliskin esasların yasayla düzenlenmesi. Anayasa'nın 35. maddesinin getirdiği bir zorunluluktur. Kişisel mülkiyet i güvenceye bağlayan Anayasa'nın kamu mülkiyetini güvencesiz bıraktığı düşünülemez. Nitekim mülkiyet hakkını kişiler yönünden güvenceye alan 35.MADDENİN BİRİNCİ FIKRASI YANINDA ,İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ FIKRALARINDAKİ BU HAKKIN ANCAK YASAYLA SINIRLANABİLECEĞİ VE KULLANILMASININ TOPLUM YARARINA AYKIRI OLMAYACAĞI HUSUSLARI KAMU MÜLKİYETİNİ DE KAPSAMAKTADIR. Kamu mülkiyeti içinde geçerli olan bu güvence göz ardı edilemez. Kamu mülkiyeti de kamu yararı amacıyla sınırlanabilir ve toplum yararına aykırı biçimde kullanılamaz.'
Anayasanın mülkiyet hakkına ilişkin 35. Maddesi Özelleştirmeye ilişkin 47.maddesi ve Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihatlar çerçevesinde: Kamu varlıklarının kamu mülkiyetini oluşturduğu, kamu mülkiyetinin de özel mülkiyet gibi anayasa'nın 35.maddesi ile koruma altında olduğunu, anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına ilişkin 13.maddesi Hükmü gereği, kamu mülkiyetinin sınırlandınlmasının ancak kamu yararına ve yasa ile olabileceği, ötesinde, sınırlandınna.rıın hakkın özünü engellemeyecek nitelikte olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. .
, : .
1 Seker Sektörünün Stratejik Önemi. Dava Konusu ÖYK Kararının Sekerde Özellestirme Yol Haritasına ve Kamu Yararına Aykırı Yönü
Dilekçemiz ekinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakan tarafından imzalanarak Başbakanlığa sunulan, 4634 sayılı Şeker Kanunu hükümlerinde değişiklik yapan bir kanun tasarısı hazırlık metni sunulmaktadır .
.. oysa seker, ülkemiz açısından gıda güvenliğinin sağlanması başta olmak üzere katma değer ve istihdam yaratıcı özelliği nedeniyle de stratejik bir üründür. Şeker pancan tarımı ve pancar şekeri üretiminin devamlılığının ülkemiz ekonomisi açısından taşıdığı önem göz ardı edilemez, Kurulu şeker üretim kapasitesinin ülke ihtiyacının çok üzerinde olması, fazla üretimin ihraç pazarlannda rekabet şansı bulunmaması gibi özellikleri, şeker üretimini: planlı ve kontrollü bir sektör durumunda bırakmaktadır. Ayrıca, pancar şekeri ile şeker kapsamında sayılan diğer tatlandırıcı türleri arasında pazar paylaşımının planlanması bu piyasanın istikrarı için gereklidir.
denilmektedir. Şeker sektörünün ülke ve bu sektörden yaşamını idame ettiren 2 milyonu aşkın üretici/çiftçi/köylü/işçi açısından önemini, sadece ekonomik değil sosyal bir sektör oluşunun altını çizen bu ifadeler, şeker pancarına ilişkin kararların değerini ortaya koymaktadır,
Bakanlık tarafından da kabul edildiği gibi, bu sektör ile ilgili her tür kararda, sektörün yarattığı katma değer ve istihdam yaratıcı özelliği, yani sosyal boyut gözönüne alınmalı, sektörün sürdürülebilirliği öncelikli hedef olmalıdır.
Bu çerçevede, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili, 2003/40 sayılı, şeker sektöründe "özelleştirme yol haritası"m belirleyen ÖYK kararı sonrasında TÜRKŞEKER Genel' Müdürünün basında çıkan bir açıklamasına bakrnakta yarar görüyoruz, Genel Müdür, açıklamasında,
... fabrikaların özelliklerine, bölgesel dağılımına, kapasitesine, yöre ve ekonomi için önemine göre 2'li, 3'lü paketler, portföyler oluşturulacak. Karlı fabrikayı tek basma değil. zarar eden 1 veya 2 fabrika ile birlikte satısa çıkaracağız. Eğer portfövde Üç fabrika varsa belki biri Doğuda biri batıda. biri de orta Anadolu'da olacak. Tüm fabrikalar harmanlanacak.
Oysa, yukanda sunulan teknik bilcilerden de anlaşılacağı üzere,portföy olarak satışa çıkarılan
Bor. Ereğli ve ılgın fabrikalarının tamamı karlı seker fabrikaları olduğu gibi. TÜRKSEKER'in seker ortalama malivetini düsüıen de fabrikalardır.
Dilekçemizin •4. sayfasında sunulan çizelgeye göre, örneğin, Çarşamba, Kars, Muş, Erciş, Ağrı şeker fabrikaları oldukça yüksek maliyetle ürün veren, daha çok sosyal saiklerle kurulmuş
olan fabrikalar olarak göze çarpmaktadır. .
Şekerde özelleştirme •yol haritasına göre, yapılacak çalışmalar sonucunda, karlı bir tesisin yanına, üretim garantisi ile birlikte devri yapılacak bir böyle yüksek maliyetli bir fabrikanın da"konulması gerekirken, sadece düşük maliyetli ve karlı üç fabrikanın bir araya getirilerek bir portföy oluşturulması, kanımızca yerinde olmamıştır.
Vekili bulunduğum Şeker İş Sendikası, Türkşeker'in özelleştirilmesine ilişkin bir rapor hazırlamıştır. Bu rapora göre, böylesi bir özelleştirme,
1.eski teknoloji, düşük ölçek büyüklüğü ve yüksek birim maliyetlerle üretim yapmalan nedeniyle zarar etmekte olan fabrikalann özelleştirilmesi mümkün olmayacak. kapanmaları gündeme gelecektir. En az 20 fabrikanın kapanacağı, pancar tarımının ve şeker üretiminin %40-50 oranında daralacağı, sektörel istihdamın %50-60 oranında azalacağı tahmin edilmektedir.
2 aynca taşımacılık, zirai mücadele ve tarım aletleri gibi yan sektörler de bu durumdan olumsuz etkilenecek, yöresel ekonominin pek çok dalı sekteye uğrayacak, sonuçta yörede yaratılan ve paylaşılan katma değer kayba uğrayacaktır,
3 pazar istikrarının bozulmasına ve kalan fabrikaların özellestirilmesinin imkansız hale gelmesine yol açacaktır
Bu olası sonuçlar davaya konu ÖYK kararının ülke gerçekleri ve maddi verileri dikkate alınmaksızın, sadece "satma gelir elde etme" güdüsüyle hareket edildiğinin, sektörün sosyal boyutunun gözardı edildiğinin somut göstergesidir.
Kamu yararı ve yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi içtihatları, kamu mülkiyetinin optimum yarar sağlayacak şekilde özelleştirilebileceğinin altını çizmektedir. TÜRKŞEKER'in en iyi durumdaki fabrikalarının ilk elden özelleştirilmesi, geriye kalan fabrikaların atıl duruma düşmesine, zarar tutarlarının artmasına ve böylelikle kamu zararı oluşmasına da neden olacaktır.
2. Düşük Maliyetle Seker Üreten Bu Üc Fabrikanın Özellestirilmesi Sosyal İslevleri
Bulunan TÜRKSEKER'i Sürdürülemez Bir Üretim Noktasına Götürecektir
Türkşeker bünyesinde, ar-ge 'ye yönelik çalışmalar yapan bir "araştırma enstitüsü" bulunduğu gibi, ekonomik olmayan ama sosyal amaçlarla kurulmuş ve üretim yapan şeker fabrikaları n;evcııttur (özellikle doğu bölgelerindeki fabrikalar)
Bu yapısı nedeniyle, Türkşeker,özel şirket üreticilerine nazran daha yüksek bir ürün maliyetine sahiptir.Özel sektör şeker fabrikalarında birim maliyet 80 yeni kuruş ile 1,00YTL arasında iken Türkşeker yaklaşık olarak 2,00YTL birim maliyete ürün satabilmektedir.
Bu durumda düşük maliyetleri ile Türkşeker'in sosyal işlevlerinden kaynaklı maliyet artışını düşüren Bor, Ilgın ve Ereğli fabrikalarının satılarak özel sektöre devredilmesi, Türkşeker'in geriye kalan fabrikalannda birim maliyetinin iyice artmasına, sürdürülemez bir üretim çizgisine mahkum edilmesine yol açacaktır.
Pancar şekeri sektörünün bu şekilde daraltılması, bilinmez bir nedenle sahip oldukları kotanın oldukça üzerinde bir üretim kapasitesine sahip ve ülkeye minimum düzeyde katma değer ve istihdam artışı sağlayan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreticilerinin güçlenmesine yol açacak, bu da, ülke insanı üzerinden inanılmaz ölçülerde karlar elde edilmesinin önünü açacaktır.
Sendika'nın yaptığı araştırmaya göre, pancar şekerinden Üretilen şekerde kar marji %38 iken, yabancı şirketlerin hakim olduğu (özellikle yasaya aykırı faaliyetini iktidarların irısiyatifleri ile sürdüren Cargill isimli bir amerikan firması) NBŞ üretiminde kar marji
%330 ile %600 arasında değismektedir.
Stratejik bir sektör olduğu bizzat idare tarafından kabul edilen şekerde, önemli sonuçları olacak özelleştirmenin, bu şekilde, en karlı fabrikaların özel sektöre devri ile başlatılması, kanımızca, ne kamu ne de toplum yararı açısından açıklaması olabilecek bir husustur,
3. Kaçak Şeker ile Mücadele Edemeven İdare. Seker Stoklarının olusmasına ve Şeker Fabrikalarının Değersizlesmesine Neden olmustur
Yine Sendika araştırmasına göre, ülkemizde kişi başına şeker üretimi yıllık 32,7 kg ve buna göre ülkenin yıllık şeker ihtiyacı, emniyet stokları dahil en az 2.5 milyon ton civarındadır. Buna karşın, 1998 yılında 20,4 milyon ton olan pancar üretimi bugün itibariyle 13-14 milyon tona, üretilen şeker miktarı ise 1,7-1,8 milyon tona gerilemiştir.
Ülke ihtiyacının altında bir üretime ek olarak, 2005 yılında 500 bin ton da şeker stoku oluşmuş durumdadır. Bunun anlamı, ülke kaynakları ile karşılanmayan 1 milyon tonluk bir şeker tüketiminin varlığıdır.
Bu veriler, Türkiye've yıllık 450-500 bin ton civarında kaçak sekerin girdiğini (sınırlardan ve deniz yoluyla) göstermektedir. Kaçak sekerin Ülkeye maliyetinin ise 1.5 miIyar dolar olduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizde şeker sektörü ile ilgili kararları alma yetkisi, Şeker Kanunu ile Şeker Kurumu'na
verilmişken, 2005 yılı başında alınan hukuka aykırı bir kararla, Şeker Kurumu kapatılmıştır.
Sendika tarafından açılan dava ile bu hukuka aykırı işlemin yürütmesi durdurulmasına kadar geçen sürede sektörde denetimsizlik sebebiyle kaos oluşmuş, bu kaostan yararlanan fırsatçılar eliyle de kaçak şeker kullanımı artmış ve pancar üretimini daraltıcı faaliyetler yürütülmüştür.
İdare bu kaçak ve denetimsiz işleri düzelterek ülkeye katkı sağlayan pancar şekeri sektörünü güçlendirmek yerine, pancar şekeri üretimini daha da zorlaştıracak bir zamanlama ile düşük maliyet ile üretim yapan üç fabrikayı özelleştirme programına almıştır. Bu sebeple, anılan dava konusu karar, kamu yararına aykırıdır
Yürütmenin Durdurulması İstemi Hakkında
Dilekçemizde belirtilen hususlar doğrultusunda, dava konusu işlemlerin hukuka, ülke ve toplum çıkarlarına aykırılığı kanımızca açık bir şekilde ortadadır.
Bu hukuka aykırı kararın yürüyülmesi binlerce insanı ülke ve toplum cıkarlanı vakından. ilgilendiren şeker sektöründe. •vasanın amacına avkırı olarak. pancardan seker üretiminin giderek daraltılmasına. pancar ekiminin düsürülmesine. seker fabrikalarının kapanmasına neden olacaktır.
Bu nedenle, konunun önemi ve hukuka aykırılığın sabit olması gözönüne alınarak, dosyamızm .. öncelikle ele alımasını idarenin savunması alınıncaya kadar. savunma sonrasında da dava sonuna kadar dava konusu kararın yürütmesinin durdurulmasını talep zorunluluğu doğmuştur.
G. Belge Listesi
Dava dilekçemiz ekinde sunulan belgelerin listesi aşağıda belirtilmektedir.
1.Vekaletname
2.Dava konusu ÖYK kararı
3Kanun tasarısı genel gerekçe bölümü
4.Haber metni
5.Sendika raporu
H.Sonuç ve İstem
Yukarıda belirtmeye çalıştığımız hususlar doğrultusunda,
1.TÜRKŞEKER e bağlı Bor, Ereğli VE Ilgın fabrikalarının özelleştirme programına alınmasına dair 2005/130 sayılı ÖYK kararının iptaline,
2. Kararın yaratacağı telafisi mümkün olmaya zarar ve açık hukuka aykırılıklar nedeniyle öncelikle idarenin savunması alınıncaya ve sonrasında dava sonuçlanıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına,
3. Dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla müvekkil adına dilerim.
Davacı Vekil
Avukat Gökhan CANDOĞAN
Şeker-İş Sendikası